essa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
essa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2011 Cumartesi

Latince Deyişler

A bove ante, ab asino retro, a stulto undique caveto
Öküzün önünde, eşeğin arkasında, aptalın her tarafında hazırlıklı ol

Ab ovo usque ad mala
Yumurtadan elmalara (Baştan sona anlamında: Romalıların geleneksel yemek sırasından esinlenerek, Horatius, Satir 1.3)

Absentem lædit, qui cum ebrio litigat
Sarhoşla kavga eden, yerinde olmayan birini döver (Publius Syrus, Sentences)

Ab uno disce omnes
Bir şeyden herşeyi öğren (Bir tek örnekle ya da gözlemle çıkarımlarda bulunulabileceği anlatılır, Virgilius,Aeneid)

Abusus non tollit usum
Suistimal düzgün kullanmayı iptal ettirmez.

Ab imo pectore
Kalbin derinliklerinden (dürüstlükle)

A cane non magno saepe tenetur aper
Yabandomuzu hep kendinden küçük köpeklere yem olur

Acta est fabula
Oyun bitti (Caesar Divi Filius Augustus'un son sözleri)

Acta non verba
Hareket, söz değil. (ABD Ticari Deniz Akademisi mottosu)

Ad astra
Yılıdızlara doğru

Ad augusta per angusta
Doruklara doğru dar yollardan (Başarı kolay kazanılmaz)

Adequatio intellectus et rei
Aklın ve gerçeğin uyumu (Gerçekin bir tanımı.)

Ad libitum
Kendi isteğine bağlı olarak

Ad gloriam
Zafer için

Ad impossibilia nemo tenetur
Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.

Ad majorem Dei gloriam
Tanrı'nın ihtişamlı görkemi için (Haçlıların, Cizvitlerin ve Şikago Üniversitesinin mottosu)

Ad kalendas graecas
Çıkmaz ayın son çarşambası

Ad multos annos !
Nice yıllara!

Ad nauseam
Miğde bulandırana kadar (kabak tadı vermek)

Ad perpetuam memoriam
Sonsuz anısına (Genelde -nın sonsuz anısına olarak kullanılır)

Adversus solem ne loquitor
Güneş aleyhinde konuşma (Açık ve belli şeyleri tartışma)

Ad vitam æternam
Sonsuz bir hayat için

Ad victoriam
Zafere (Daha çok zafer için olarak tercüme edilir, Romalılar savaşta böyle bağırırlardı.)

Ægroto dum anima est, spes est
Hasta nefes aldıkça, umut vardır. (Erasmus, Adages, 2.4.12)

Alea iacta est
Zarlar atıldı. (Jül Sezar)

Alma mater
Süt annesi

A mari usque ad mare
Bir denizden diğer denize

Amantes amentes
Aşık olmak deliliktir.

Amicus certus in re incerta cernitur
Arkadaşlar kötü günde belli olur.

Amor est vitae essentia
Aşk hayatın özüdür.

Amor omnia vincit
Aşk her güçlüğü yener.

Amor patriæ nostra lex
Vatan sevgisi kuralımızdır/yasamızdır

Aquila non capit muscas
Kartallar sinek avlamazlar. (Erasmus, Adages, 3.2.65)

Argumentum baculinum
Sopa argümanı (tehdit ya da güçle ikna etmek) (bkz. Molière, Scapin'in Dolapları)

Ars gratia artis
Sanat için sanat

Ars longa, vita brevis
Sanat uzun, yaşam kısa

Asinus asinum fricat
Eşek eşeğe sürtüyor (birbirlerine aşırı iltifat edenlere söylenir)

Audaces fortuna juvat
Talih cesaret edene güler.

Audemus jura nostra defendere
Hakkımızı aramaya cesaret ediyoruz.

Audere est facere
Cesaret etmek, yapmaktır.

Ave Cæsar, morituri te salutant
Selamlar Sezar, ölecekler seni selamlıyor! (Dövüşten önce gladyatörlerin selamı, bkz. Suétone, Claude, 21)

Avaro omnia desunt, inopi pauca, sapienti nihil
Cimrinin herşeyi, fakirin bazı şeyleri eksiktir, bilgin'in ise hiçbirşeyi eksik değildir.

Barbarus hic ego sum quia non intellegor ulli
Beni burda barbar sayıyorlar, çünkü beni anlamıyorlar.

Bellum omnium contra omnes
Herkesin herkesle savaşı (Thomas Hobbes, devletin doğasını açıklamak için kullanılan kelime grubu)

Bene diagnoscitur, bene curatur
İyi teşhis etmek, iyi tedavi etmektir.

Beneficium accipere libertatem est vendere
Yapılan iyiliği kabul etmek özgürlüğünü satmaktır.

Bonum vinum lætificat cor hominum
İyi şarap, insanı neşelendirir (tam tercümesi kalbini neşelendirir)

Brevitatis causa
Kısaca söyle

Canis sine dentibus vehementius latrat
Dişsiz köpek daha kuvvetli havlar (havlayan köpek ısırmaz)

Carpe diem
Anı yaşa, günü yakala

Casus belli
Savaş nedeni (savaşı tetikleyecek durum)

Causa mortis
Ölüm nedeni

Citius, Altius, Fortius
Daha hızlı, daha yukarı, daha güçlü (olimpik motto)

Coelum non animum mutant qui trans mare currunt
Denizi aşan insanlar ruhlarını değil, (üzerlerindeki) gökyüzünü değiştirirler.

Cogitationis poenam nemo meret
Kimse düşüncesinden dolayı cezayı haketmez.

Cogito ergo sum
Düşünüyorum, o halde varım (Descartes, Felsefenin Prensipleri, 1.7.10)

Corpus delicti
Mağdurun cesedi (bir cinayet işlendiğinde)

Cuiusvis hominis est errare
Yanılmak tüm insanlara özgüdür. (cf. Errare humanum est)

Dabit deus his quoque finem
Bu da geçer. (Vergillius)

De facto
Fiilen

De gustibus et coloribus,non disputandum
Zevkler ve renkler tartışılmaz.

De mortuis nihil nisi bene
Ölüler hakkında yalnızca iyi şeyler konuşulmalıdır.

Decet imperatorem stantem mori
İmparator ayakta ölmelidir.(Vespasien)

Deliriant isti Romani
Bu Romalılar deliler!(Asterix ve Obelix çizgi romanlarında kullanılır.)

Desipere est juris gentium
Ölçüsüzlük insanların hakkıdır.

Dictum meum pactum
Sözüm sözdür.

Disce quasi semper victurus vive quasi cras moriturus
Hep yaşayacakmış gibi öğren,yarın ölecekmiş gibi yaşa.

Docendo disco,scribendo cogito
Öğreterek öğreniyorum,yazarak düşünüyorum.

Dona nobis pacem
Bize barış/huzur ver!

Draco dormiens nunquam titillandus
Uyuyan ejderhaya asla dokunulmaz.(Harry Potter serisindeki Hogwarts Okulu'nun dövizi)

Dulce et decorum est pro patria mori
Vatan için ölmek tatlı ve güzeldir.(Horatius)

Dura lex, sed lex
Kurallar katıdır,ama kuraldır.

E fructu arbor cognoscitur
Ağaçlar meyvelerinden tanınır.

Ego primum tollo,nominor quoniam leo
En büyük parçayı ben alıyorum,çünkü benim adım arslan(Phaedrus)

Errare humanum est
Hata insana mahsustur.

Errare humanum est,perseverare diabolicum
Hata insana mahsustur,ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır.

Esse quam videri
Öyle görünmek değil, öyle olmak. (Sallust)

Est quaedam flere voluptas
Ağlamak da bir zevktir.(Ovidius)

Et cætera
Ve diğer şeyler(etc.diye kısaltılır.)

Ex nihilo nihil fit
Hiçlikten hiçlik çıkar. (Lucretius)

Ex oriente lux
Işık doğudan yükselir (Işık'tan kültür kastedilmiştir)

Faber est suae quisque fortunae
Herkes kendi kaderini yazar. (Appius Cladius Caecus)

Fabricando fit faber
Pratik mükemmelleştirir.

Felix qui potuit rerum cognoscere causas
"Şey"lerin derinliklerine inebilenlere ne mutlu! (Virgilius)

Finis coronat opus
Başarı için her yol mubahtır gibi

Flagrante delicto
Suçüstü

Fluctuat nec mergitur
Yalpalar, ama asla batmaz

Fortes fortuna juvat ou Audaces fortuna adiuvat
Şans ancak cesurlara yardım eder.

Fraus latet in generalibus
Genellemeden hata doğar.

Gladius legis custos
Kılıç yasanın koruyucusudur.

Gutta cavat lapidem non vi, sed sæpe cadendo
Suyun taşı delmesi gücünden değil sürekliliğindendir.

Habeas corpus
Vücudun senindir (Hukuk yasası)

Hic et nunc
Burada ve şimdi

Hic et ubique terrarum
Burada ve dünyanın her yerinde

Homines quod volunt credunt
İnsanlar inanmak istediklerine inanırlar.

Homo homini lupus
İnsan insanın kurdudur.

Horribile dictu
Söylemesi korkunç

Id est genus hominum
İşte insan cinsi böyledir (Terentius)

Ignoti nulla cupido
Bilmediğimizi arzulamayız (Ovidius'un dizesi)

In medio tutissimus ibis
Orta yol en güvenlisidir (Ovidius)

In girum imus nocte et consumimur igni
Gecenin içinde dönüyoruz, ateş bizi yutuyor (Lat. sağdan ve soldan okunuşu aynı)

In partibus infidelium
Sadık olmayanların şehrinde

In vino veritas
Gerçek şaraptadır.

Inter arma silent leges
Savaş zamanında yasalar sessiz kalır.

Inter fæces et urinam nascimur
Dışkı ve sidiğin arasından doğarız (Aziz Augustine)

Ipsa scientia potestas est
Bilgi tek başına güçtür (Sir Francis Bacon)

Ira furor brevis est
Kızgınlık kısa deliliktir.

Irritare crabrones
Eşekarılarını rahatsız etmek

Labor omnia vincit improbus
Güçlü bir çalışma/emek herşeyin üstesinden gelinir. (Virgilius)

Lacrimis struit insidias cum femina plorat
Kadın ağlarken, gözyaşlarıyla tuzak hazırlar. (Caton)

Lapsus calami
Kalemin sürçmesi

Lapsus linguæ
Dilin sürçmesi (genelde sadece "lapsüs" olarak kullanılır)

Liberate me ex inferis
Beni cehennemden kurtarın!

Macte animo! Generose puer, sic itur ad astra
Cesaret soylu evlat! Ancak bu şekilde yıldızlara doğru yükselinir.

Mali principii malus finis
Kötü başlayan kötü biter

Manu militari
Silahlı kuvvetlerin yardımıyla (cf. Manus milites)

Margaritas ante porcos
Domuzların önündeki inciler (Sanat eserlerinin cahiller tarafından yorumlanması için kullanılır)

Mater artium necessitas
İcatlar ihtiyaçlardan doğar. (Apuleius)

Mea culpa
Benim hatam!

Memento mori
Ölümlü olduğunu unutma

Memento audere semper
Her zaman cesaret etmeyi/denemeyi unutma.

Memento quia pulvis es
Toz olduğunu unutma

Mendacem memorem esse oportere
Yalancının hafızası güçlü olmalıdır. (Quintilian)

Mens sana in corpore sano
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. (Juvénal)

Militat omnis amans
Her aşık bir savaşçıdır (Ovidius)

Mors Certa, vita Incerta
Ölüm kesindir,hayat değil.

Mutatis mutandis
Değişmesi gerekeni değiştirerek

Nam et ipsa scientia potestas est
Bilgi Güçtür.

Ne humanis crede
İnsana inanma.

Nemo est liber qui corpori servit
Bedenine hizmet eden kişi özgür olamaz (Sénèque le Jeune)

Nihil est ab omni parte beatum
Her güzelin bir kusuru vardır

Nihil lacrima citius arescit
Hiçbir şey gözyaşından daha hızlı kurumaz.

Nihil novi sub sole
Güneşin altında (yeryüzünde) yeni bir şey yok.

Nil desperandum
Asla vazgeçme.

Nomen est omen
İsim bir işarettir.

Non semper ea sunt quae videntur
"Şey"ler çoğu zaman göründükleri gibi olmazlar.

Non vestimentum virum ornat, sed vir vestimentum
Elbise insanı güzelleştirmez, insan elbiseyi güzelleştirir.

Nondum amabam, et amare amabam
Henüz sevmiyordum, ama sevme isteğiyle yanıp tutuşuyordum.

Nosce te ipsum
Kendini tanı

Nulla dies sine linea
Birşeyler yazmadan geçen gün, gün değildir. (Émile Zola mottosu)

Nulla regula sine exceptione
İstisnasız kural olmaz

Nulla tenaci invia est via
Hiçbir yol aşılmaz değildir.

Nunc aut numquam
Ya şimdi ya hiçbir zaman

Numero deus impare gaudet
Tanrılar tek sayıları sever. (Virgile, Les Bucoliques, VIII, 75)

Obscuris vera involvens
Gizlilik gerçeği örter.

Odi profanum vulgus et arceo
İnsan sürüsünden nefret ediyorum ve uzak duruyorum. (Horatius)

Oculi plus vident quam oculus
Birçok göz, bir gözden daha iyi görür.

Oculos habent et non videbunt
Gözleri var ama göremiyorlar.

Omnes viae Romam ducunt
Bütün yollar Roma'ya çıkar

Omnes vulnerant, ultima necat
Her geçen dakika yaralar, sonuncusu öldürür

Omnia mea mecum porto
Bütün her şeyi yanımda taşıyorum.

Omnia vincit amor
Aşk, her şeye üstün gelir.

Omnibus viis Romam pervenitur
Tüm yollar Roma'ya çıkar.

Omnis homo mendax
Tüm insanlar yalancıdır.

Omnium artium medicina nobilissima est
Tüm sanatlar içinde hekimlik en soylu olandır.

Omnium rerum principia parva sunt
Her şeyin küçük bir başlangıcı vardır.

Optimum medicamentum quies est
En iyi ilaç dinlenmektir.

Orbis Unum
Bir(tek) dünya (bkz. Zorro Efsanesi)

Ordo ab chao
Düzensizlikten doğan düzen

Otium sine litteris mors est
Edebiyatsız geçen zaman ölümcüldür.

Pacem in Terris
Dünyada barış.

Pacta sunt servanda
Antlaşmaya uyulmalıdır.

Parva leves capiunt animos
Küçük şeyler küçük ruhları esir alır. (Ovidius)

Pax melior est quam iustissimum bellum
Barış, en haklı savaştan daha iyidir.

Pecunia non olet
Paranın kokusu yoktur (Vespasien)

Peior est bello timor ipse belli
Savaşın korkusu savaşın kendisinden daha kötüdür.

Per inania regna
Gölgeler imparatorluğunda

Piscis primum a capite foetet
Balık baştan kokar.

Plenus venter non studet libenter
Tok karna eğitim olmaz.

Poeta nascitur, non fit.
Şair olunmaz, doğulur.

Post Tenebras Lux
Karanlıktan aydınlığa

Post mortem nihil est
Ölümden sonra hiçbir şey yok.

Post scriptum (P.S.)
Sonradan yazıldı (ek metin)

Potius sero quam numquam
Hiç olmamaktansa geç olsun.(Geç olsun güç olmasın)

Quae nocent docent
Yaralayan şey öğreticidir.

Qui audet vincit
Cesaret eden kazanır.

Qui dormit non peccat
Uyuyan günah da işlemez.

Qui nescit dissimulare, nescit regnare
(Gerçekleri) Saklamayı bilmeyen yönetmeyi bilemez.

Qui non proficit, deficit
İleri gitmeyen geri kalır.

Qui rogat, non errat
Soru sormak hata değildir.

Qui tacet, consentire videtur
Sessiz kalan onaylıyor demektir.

Qui timide rogat docet negare
Çekinerek isteyen reddi çabuklaştırır.

Quid me nutrit, me destruit
Beni besleyen şey aynı zamanda beni yok ediyor

Quidquid discis, tibi discis
Ne öğrenirsen kendin içindir.

Quidquid latine dictum sit, altum viditur
Latince söylenen kulağa derin gelir.

Quo fata ferunt
Kader nereye götürürse

Quod erat demonstrandum (Q.E.D.)
Tanıtlanması gereken de bu idi (Tanıtlamanın sonunda kullanılır)

Quot capita, tot sententiæ
Var olan insan kadar farklı fikir vardır.

Reddite ergo quae sunt Caesaris, Caesari
Sezar'ın hakkı Sezar'a.

Requiescat in pace (R.I.P.)
Barış (nur) içinde yatsın.

Rigor mortis
Ölüm katılığı (Bütün dillerde adlî tıpta halen kullanılan bir terim)

Roma die uno non aedificata est
Roma bir günde kurulmadı

Sapiens dominabitur astris
Bilge kişi yıldızlara hükmeder.

Sapientia est potentia
Bilgelik güçtür.

Scio me nihil scire
Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.(Socrates)

Semper fidelis
Her zaman sadık

Senatus Populusque Romanus (S.P.Q.R.)
Senato ve Roma Halkı

Sic ad nauseam
Bıkana kadar böyle.

Sic transit gloria mundi
İşte dünyanın ihtişamı böyle geçiyor.

Silent leges inter arma
Savaş olduğunda kanunlar susar.

Solem lucerna non ostenderent
Güneş fenerle gösterilmez (bariz olaylar için)

Sotto voce
Alçak sesle

Sui generis
Kendine özgü

Summum ius summa inuria.
Ne kadar çok kanun,o kadar az adalet (Cicero)

Sursum corda!
Kalpler yukarı! (cesaretlendirme amacıyla söylenir)

Suum cuique
Herkes hak ettiğini bulur.

Tarde venientibus ossa
Geç kalanlara, kemikler. (Yemeğe geç kalanlar için söylenir.)

Tempus fugit, aeternitas manet
Zaman uçar,sonsuzluk kalır.

Timendi causa est nescire
Korkunun sebebi cehalettir. (Seneca)

Tres faciunt collegium
Topluluk için üç kişi gerekir

Tu quoque mi fili
Sen de mi Brutus? (Shakespeare'den alıntı, Jül Sezar'ın Decimus Junius Brutus'ten yediği darbe ile düşmesi sırasında söylediği düşünülür)

Ubi bene, ibi patria
Neresi güzelse, orası vatandır.

Ubi fumus, ibi ignis
Duman varsa ateş de vardır. (Ateş olmayan yerden duman çıkmaz)

Ultima ratio regum
Kralların son çaresi (Cardinal de Richelieu tarafından silahların üzerine yazdırılmıştır)

Ultra posse nemo obligatur
Kimse yapabileceğinin ötesinde zorlanamaz.

Ulula cum lupis, cum quibus esse cupis
Kurtlarla dolaşan ulumayı öğrenir.

Unum castigabis, centum emendabis
Bir hatanın önüne geçmek yüz tanesini engellemektir.

Uti, non abuti
Kullan ama suistimal etme

Vade mecum
sen

Væ victis!
Yazık yenilenlere! (Brennus, Galya komutanı, Roma'yı aldıktan sonra)

Veni vidi vici
Geldim, gördüm, yendim (Jül Sezar)

Verba volant, scripta manent
Söz uçar, yazı kalır.

Verbatim
Kelimesi kelimesine.

Veritas odium parit
Dürüstlükten nefret doğar.

Veritas odium parit, obsequium amicos
Dürüstlük düşmanları, yalakalık dostları doğurur.

Veritatem dies aperit
Zaman gerçeği açığa çıkarır.

Versus
..e doğru.(İngilizce'de yanlış olarak "karşısında" anlamında kullanılır.kısaltması: vs.)

Vi Veri Veniversum Vivus Vici
Gerçeğin gücü evreni fethettirir.

Video meliora proboque deteriora sequor
İyi yolu görüyor ve takdir ediyorum, ancak kötü yolu seçiyorum. (Ovidius, Dönüşümler ; Médée'ye verilen söz)

Vir prudens non contra ventum mingit
Akıllı adam rüzgara karşı işemez.

Vir sapit qui pauca loquitur
Geçek bilge az konuşandır.

Virtus post nummos
Erdemden önce para

Vulgum pecus
Ortalama/bayağı insanlar

Vulnerant omnes, ultima necat
Her geçen dakika yaralar, sonuncusu öldürür.

Vulpes pilum mutat, non mores
Tilkinin derisi değişir huyu değişmez

Tanrının Günlüğü

Sevgili günlük,
Günlük tutmaya basladigimdan beri bu herhalde 76 bin katirilyoncu cilt oldu, yeni bir sayfa açtigim. Ama ne yazik ki hala degisen bir sey yok bos bos oturuyorum öyle. Çok sikici çoook.

Sevgili günlük,
Bu gün de bisey yapmadim.

Sevgili günlük,
Bu gün de bisey yapmadim. Dehset sikiliyorum

Sevgili günlük,
Bu gün aklima inanilmaz bi fikir geldi. Niye simdiye kadar düsünmemisim ki.. Kendi kendime çok kizdim. Inanirmisin, sonsuz zamandan beri karanlikta bos bos oturuyordum. Birden kafamda bi isik yandi. Dedim ki kendi kendime: “Ulan ben niye karanlikta oturuyorum ki?????”

Isik olsun dedim, her yer aydinlandi. Böyle daha güzel..

Sevgili günlük,
Hertaraf aydinlik ama ben hala sikiliyorum, ne yapsam ki. Bi sey daha yaratsam. Ama ne????

Sevgili günlük,
Isigin faydalari iste, aklima bir bir fikirler geliyor. Bu gün sikintidan patlamak üzereyken dedim ki kendi kendime: “Ulan ben niye patliyorum ki, ortami patlatayim”, sonra “PATLA” dedim, büyük bir patlama oldu, her taraf madde doldu. Ilginç bi durum, isil isil toplar, koca koca taslar filan fiskirdi bi anda.

Sevgili günlük,
Son bi haftadir yarattigim maddeleri çeki düzene sokmakla mesguldüm onun için yazamadim sana. Ama zahmete deydi dogrusu, minik minik gezegenleri yildizlarin etrafinda döndürdüm, kara delikler filan yarattim. Sonra geçtim karsisina seyrettim. Bütün sikintimi aliyor inanirmisin.

Sevgili günlük,
Kainati seyrederken (yarattigim seye bu ismi taktim) müthis bir ilham geldi bana. Bu gazla süper bi mekan daha yarattim. Her yarattigim seye bi isim buluyorum, baya oyaliyor bu is beni. Yeni yarattigim mekana “Cennet” dedim. Bu yeni cennetim yemyesil bi yer, her tarafina süs olsun diye akan sivilar koydum (dere diyorum ben bunlara) Bu sivilardan birisini de kafa yapici bi madde ile doldurdum. Adini kevser koydum. Çok güzel oldu çook. Bakmaya doyamiyorum.

Sevgili günlük,
Cennet bile bos olunca sikiliyor valla. Bu nedenle bi sürü sey daha yarattim, isik kullandim bunlari yaratirken. Kanatlari filan var, isleri güçleri bana tapinmak. He he he. Ben ne zaman ortalikta dolansam yerlere kadar egiliyorlar garipler. Adlarina “melek” dedim. Çok sirin oldular.

Sevgili günlük,
Bu gün cennetin bi tarafinda mangal yaparken yanlislikla ortaligi tutusturdum. Söndüreyim derken iyice yayildi yaygin, ben de yanan kismi ayirdim, bi alt rafa koydum. Yansin orda kendi kendine, bi hal çaresi düsünürüz sonra nasil olsa.

Sevgili günlük,
Bu yanan bahçeye “cehennem” ismini koydum. Söndürmekten de vazgeçtim. Güzel yaniyor, ortami isitiyor.

Sevgili günlük,
Bu gün cehennemin alevlerinden bi yaratik daha olusturdum. Herkes isiktan olunca baya tekdüze idi mekan. Çesit olsun istedim. Yeni yaratigimin adi “iblis”. Ilginç bi karakter oldu. Melekler gibi kafasiz degil. Kendi kendine yetiyor. Ama herzaman bana tapinmiyor. Zaman zaman da canimi SIKIYOR.

Sevgili günlük,
Bu gün neler oldu neler. Kumda oynarken aklima geldi, kuma iseyip çamur yaptim, sonra yogurdum minik minik figürler yapiyordum, bi tanesi acaayip bana benzedi, çok da hosuma gitti, dur lan dedim sunu da canlandirayim bakalim noolucak. Canlandirdiktan sonra bütün melekleri çagirdim, “egilin bakiim hepiniz bunun önünde” dedim. Hepsi egildi tabii ama bi tek iblis çikintilik yapti her zamanki gibi. Neymis efendim, o atesten çikmis da bu çamurdanmis onun için egilmezmis. “Lan oglum” dedim, “Bak efendi efendi egil iste, hir çikarma durduk yerde”. Bu pust iblis bana diklenmesin mi. Agza alinmayacak laflar etti, canimi sikti. Hassittir ol git o zaman dedim ben de buna. “Sen görürsün” filan diye biseyler geveledi. Gel lan dedim, “adam ol dobra konus” ne istiyon. “Bana zaman ver ben bu çamurdan yaratigi sana karsi döndürmezsem nooliyim” dedi. Ben de dedim ki, “Kendine zaman verilenlerdensin, maçan sikiyorsa dedigini yaparsin” El kol hareketleri filan yapti, güvenligi çagirdim attirdim yavsagi cennetten. Amaan, giderse gitsin, bu çamurdan yaratik daha eglenceli.

Sevgili günlük,
Çamurdan yaratiktan bi tane daha yaptim, ama bunun önünde çikintisi yok, girinti var. Birbirine uyuyor istersen bu çikinti ile girinti. Girintili olanin gögüs kismina iki de yumru ekledim. Maksat monotonluk bozulsun. Çikintili olanina “Adem” dedim, girintili olanina “Havva”.

Sevgili günlük,
Adem’le Havva çok komikler. Beni çok eglendiriyorlar. Bunlara tuhaf tuhaf yasaklar filan koyuyorum akillari karisiyor fukaralarin, hehhehe.

Sevgili günlük,
Bu gün canim çok sikkin. Bu pust iblis yilan kiliginda cennete sizmis. Bütün güvenlik uyumus resmen. Gelmis Havva’nin aklini çelmis, yeme dedigim meyveyi yedirmis zorla. Havva da gitmis Adem’e vermis yarisini. Bi kizdim ben bunlara. Aslinda iblise kizmistim ama bu gariplere patladim. Sonra da tükürdügümü yalamayayim diye attim bunlari disari. Kapi önünde kös kös oturuyorlar simdi.

Sevgili günlük,
Bu Adem’le Havva’nin durumuna üzülüyorum çok. Ama tanriliga bok sürmek de olmaz, alamiyorum geri içeri. Lafindan dönenlerden olmayalim di mi. Dünya diye bi yer var, güzel bi mekan, biraz cennete de benziyor. Buraya göndermeye karar verdim kendilerini. Bakalim sonra belki geri getiririm.

Sevgili günlük,
Bu gün yine ilginçliklerle dolu bir gün oldu. Adem’le Havva’yi dünyaya gönderdim, hemen ürediler orada. Iki minik yaratik daha peydahladilar, birine “Habil” dediler “ öbürüne “Kabil”. Tam “ aa ne güzel” diyordum ki, fasaryadan bi sebeple bu ikisi kavga etti, Kabil yerden bi tas alip Habil’in kafasina eklestirdi. Herifin ruhu çikti geldi. Neyse kapiya geleni döndürenlerden olmayalim diye aldik içeri. Bu arada isler karisti epey bi. Simdi asagida üreyebilen sadece bi tane girintili yaratik var (disi ismini taktim ben bunlara genel olarak) Bu da habire ürettikleri ile girinti çikinti olayina giriyor. Yine iblis pustunun isi anlasilan. Naapsam bilemedim.

Sevgili günlük,
Çok üredi asagidakiler. Ben de yine bi dolu yasak getirdim. Bi kere ayni karindan çikanlar birbirleri ile üremesinler dedim. Sonra kendilerini üretenlerle halvet olmasinlar dedim. Ecis bücüs oluyor yoksa yeni üreyenler. Ipin ucunu kaçirirsak fena olacak.

Sevgili günlük,
Son bir kaç aydir çok yogundum yazamadim. Asaginin boku çikti resmen. Adem ile Havva’nin ürettikleri bütün dünyayi doldurdu. Iblis hayvani da iyice gemi aziya aldi. Habire bunlarin kulagina biseyler fisildiyor anlasilan. Her tarafi talan ettikleri bi sey diil bi de birbirleri ile dalasip maraza çikartiyorlar. Bizi de iyice unuttular arada. Hatirlatiyim diye arada sirada birilerine görünüyorum (bu göründüklerime peygamber diyorum ben) ama nafile. Bunlar da çamurdan filan figürler yapip onlarin önünde egilmeye basladilar. Sonra isi iyice abarttilar çikintililar (erkek dedim bunlara da) birbirleri ile üremeye falan çalismaya basladilar. Benim de tepem atti bogdum hepsini. Ama tamamen yok olmalarina da gönlüm razi olmadi bi türlü. Aralarinda Nuh diye bi tanesi var, iyi bi çocuk. Seviyordum zaten keratayi. Buna dedim ki, bi gemi yap sen, ben hayvanlardan da ikiser ikiser gönderiyorum gemiye, sizi kurtaricam. Neyse olayi reset ettik bi bakima. Dur bakalim bu sefer adam olurlar umarim.

Sevgili günlük,
Nuh paçayi kurtardi, bunlar yine üredi epey bi. Ama ariza yaratmaya devam ediyorlar. Lan bana tapinacaksiniz diyorum, yok illa gidiyorlar acayip acayip figürler yapip bunlara tapiyorlar. Yine iblis’ten iskilleniyorum. Bu lavuk hala ortaligi bulandiriyor galiba. Yoksa durduk yerde niye ariza çiksin ki.

Sevgili günlük,
Bu iblis iyice azitti artik, garibanlarin çok fena kafasini karistiriyor. Ona buna üfürüyor, millet yok ben firavunum, yok ben günes ogluyum filan diye ortaya çikip delikanlilik yapmaya kalkiyor. Ben de dedim ki adam gibi bi peygamber çikartayim ortaya bi de eline ne yapmasi gerektigini yazayim vereyim. En azindan okurlarsa unutmazlar. Musa diye bi tip vardi gözüme kestirdigim zaten. Bunun yanina gittim. Önce bi korktu filan. Neyse on maddelik bi teblig verdim eline. Git soyunu sopunu topla Kenaan diye bi yer var oraya tasin dedim. Ama sapsal yolunu sasirdi, deniz kenarinda telef olacaklardi az daha. Denizi açtim da geçirdim bunlari. Gittiler Kenaan’a yerlestiler. Du bakalim belki adam olurlar orda.

Sevgili günlük,
Yine yogun bir hafta yasadim. Önce bu Musa’nin adamlari zirvalamaya basladi. On madde yetmiyor diye bayagi kapsamli bi kitap yazdim verdim, onu kafalarina göre degistirdiler. Saçma sapan hareketler, buzagiya tapinmalar filan. Baktim birbirlerinden üreyenlerden bi bok olmayacak bi tane dogru dürüst tip yaratayim da ona anlatayim dedim. Meryem diye bi hatun vardi (girintili olanlardan yani), güzelce de bi sey. Bunun karnina temiz bi erkek koydum. Isa. Bu Isa’ya anlattim naapicagini. Ama salak beceremedi. Gitti vali ile dalasti kendini çarmiha gerdirtti embesil. Buna verdigim manueli de adamlari kafalarina göre degistirdiler. Kutsal ruh mutsal ruh gibi zirvaliklar çikardilar ortaya. Sicacam bacaklarina sonunda o olacak.

Sevgili günlük,
Ben taktim bu arap yarimadasina. Digerleri nasil olsa kendi yaglarinda kavrulup gidiyorlar da bu arap yarimadasi denen bölgedeki essekler bi türlü yola gelmiyor. Son bi peygamber daha göndericem. Oldu oldu, olmazsa, yola gelmeyenlerin hepsini cehennemde yakacam kayan yildizlara yeminlen.



Sevgili günlük,
Adamimi buldum sanirim. Muhammed isimli bi eleman. Çok temiz bi tip degil aslinda ama dehset uyanik. Zaten temizlerden bi numara olmadigini gördük simdiye kadar. Bu yeni peygamberim tilki gibi bi herif. Ticarete de kafasi basiyor. Bundan da bisey çikaramazsak yuh artik. Su bizim Cebrail bos bos oturuyor zaten bi gönderelim bakalim noolacak.

Sevgili günlük,
Cebrail, Muhammed’e kitap vermeye gitti biraz önce. Ben bu serseme “ürkütmeden yaklas, eleman kafayi üsütmesin, kitabi ver gel” diye siki siki tembih etmistim güya. Yok ben öyle dememisim, “git ümügüne saril, kitabi zorla okut” demisim sanki. Aptal Cebrail, Hira daginda bi magarada sikistirmis bu Muhammed’i “Al bak kitap getirdim oku” demis. Elemanin okuma yazmasi yok “nasil okuyim” deyince seninki sarilmis girtlagina. Adamin bi yarim akli vardi o da çikti simdi. Cebrail’in de isine son verdim. Yeni görev vermiycem artik. Naapsak, kitabi parti parti mi göndersek acep.

Sevgili günlük,
Bi süredir Muhammed’e azar azar kitabin bölümlerini gönderiyorum. Hepsini birden indersek altindan kalkamayacak anlasilan.

Sevgili günlük,
Muhammed isi iyi beceriyor yemin olsun batan günese. Ben de bi kiyak geçmeye karar verdim, bi geceligine cennete getirttim. Dibi düstü burayi görünce. Yanliz kevseri biraz fazla kaçirinca hafiften zirvaladi. Meleklerden birinin sirtina binmeye kalkti. Sonra “bu ne biçim binek, yüzü ayni insan gibi” filan diye dolandi bi süre. Neyse elini yüzünü yikadik biraz kendine geldi, gönderdim ben de geri. Arada bi de cehenneme göz attirdim kisaca. Dedim ki, benim dedigimi yapanlari cennete getirecem, yapmayanlari cehennemde yakacam. Bu bi heves gitti bakalim.

Sevili günlük,
Ben bu iblisten yaka silktim arkadas be. Bu gün tam Muhammed’e sure indiriyordum yavas yavas, herif araya girip parazit yapti. Kendi laflarini da geçirtti kitaba. Simdi isin yoksa düzelt. Ne pis bi yaratik çikti bu yahu. Hayir yakayim diyorum ama adami zaten atesten yarattik yanmiyo da mendebur. Dagitacam agzini burnunu bi gün ama büyüklük bizde kalsin, itle it olmayalim diye bulasmiyorum simdilik.

Sevgili günlük,
Muhammed peygamberlik olayinin bokunu çikardi. Forsunu kullanip önüne gelen disi ile halvet olmaya basladi. Bi de utanmadan “hangi sira ile yapiyim” diye bana soruyor. Isi gücü biraktik herifin uçkurunun hesabini tutuyoruz ha. Tutup bacagindan sallayacam cehenneme ama and verdik bu son diye. Neyse simdilik suyuna gidiyorum ama böyle yürümez bu is.

Sevgili günlük,
Oh be. Sonunda kitabin son sayfalarini da ulastirdim Muhammed’e. Gerçi deriydi kemikti, kabuktu, ellerine ne geçerse onun üzerine not aldildar söylediklerimi ama birbirine karistirmazlar umarim. Bu iste böylece bitti. Bi daha peygamber meygamber yok. Su iblis biraz uslu dursa isler tikirinda yürüyecek ya gavatin uslu duracagi da yok. Simdiden sulari bulandirmaya basladi yine.

Sevgili günlük,
Biraktim hocam ben bu isi. Ugrasmayacam artik. Bezdim be. Ben bu insan irkini kendime azap çektirmek için mi yarattim yahu. Bu Muhammed’in ümmeti iblisten de beter çikti. Dünyanin ...na koydular resmen. Önce önlerine geleni kiliçtan geçirdiler, sonra birbirlerine bulasip ortaligi kan gölüne çevirdiler. Sübyancilik bunlarda, ahlaksizlik bunlarda, hirsizlik, katillik ne varsa bunlarda. Geçenlerde asagida bi dolanayim dedim, bi baktim iblis efendi yakmis cigarayi gözleri cam cam, suratinda pis bi tebessüm dünyayi seyrediyor. Önce çirkefi taslamayayim üzerime bulasir neme lazim, tanimamazliktan geleyim usulca sivisayim dedim ama laf atti sipa dayanamadim. “Batirdin lan canim dünyayi bi de geçmis keyif yapiyorsun rezil yaratik” dedim. “Bana camur atma arkadas” dedi. Neymis, artik hiç karismiyormus, hatta dünyaya adim bile atmiyormus, onlar kendi kendilerine güzel is çikartiyormus. Bahsi kaybettin diye de tutturmaz mi. Bende sigorta bi atti, iblis alçagini cehennemin dibine kadar kovaladim. Tam köseye sikistirmistim ki Azrail araya girdi de aldi elimden. Karizmayi da iki paralik ettik bu arada.

Sevgili günlük,
Utaniyorum ama iddiayi kaybettigimi kabul etmek zorunda kaldim. Iblis her gün düzenli olarak taciz ediyordu beni. Olmadik yerde karsima dikilip, “Ne mizikçilik yapiyon ki, kaybettin iste, efendi efendi kabul et” diye damarima basip duruyordu. En sonunda lanet olsun dedim. Kaybetmeyi kabul etmek de büyüklügün sanindandir. Dünyayi yiktim attim. Ne kadar insan evladi varsa geberttim. Hepsini dizdim arafata. Saftorikler cennete girecez diye beklesirlerken süper bi pislik geldi aklima. Cennet’e giden yolun üzerine bi köprü yaptim ki akillara zarar. Kildan ince, kiliçtan keskin oldu. Macasi yiyen geçer cennete girer, geçemeyen cup, cehenneme. Yerse. Var mi öyle belese cennet. Hehehehe.

Sevgili günlük,
Köprü olayi iyi oldu, bi tanesi bile geçemedi. Cennet bana kaldi. Cehennemi de oldugu gibi iblise biraktim, ne hali varsa görsün. Ben artik bütün gün cennette kevserle kafa çekiyorum. Bi daha da yok öyle acayip acayip seyler yaratmak. Dertsiz basima dert oldular durduk yerde. Böylesi daha iyi yahu, sakin sakin. Ohhhh.

Sarışın

Daha yeni kuyumcudan çıkmıştı. Kendisine büyük gelen yüzüğünü küçülttürmüş aynı zamanda da taşını değiştirtmişti. Yüzük yeni gibi olmuştu ve ömür boyu garantisi olduğu için herhangi bir ücret almamışlardı. Çocuklar gibi mutlu olmuştu. Restorasynda olan Nuruosmaniye Cami'nin avlusundan geçip Kapalı Çarşı'ya girdi. Kapalı Çarşı hep garip gelirdi kendisine. İçeri girdiğinde kendisini vatanında yabancı gibi hissederdi. İçeride o kadar çok yabancı olurdu ki satıcılar bile Türkçe konuşmazdı.

İnanılmaz sayıda dükkan ve bu dükkanların büyük çoğunluğu kuyumcu ve halıcılar. İnsan şöyle bir düşününce bugünkü alış veriş merkezlerinden çok ta farklı olmadığını anlıyor. Çok güzel bir uygulama yapmışlar tavana tarihini pafta pafta koymuşlar. Bunları okuyacağım derken neredeyse düşüyordu, birkaç kişiylede çarpışma tehlikesi atlattı. Kapalı Çarşı'nın Beyazıt otobüs duraklarının olduğu kapısından çıktı. Otobüsüne yetişip hemen evine, Kocamustafapaşa'ya gitmek istiyordu. Otobüse bindi, arkadaki koltuklardan birine oturdu. Öyle Beyazıt Cami'ne doğru boş boş bakıyordu. O sırada çok güzel sarışın bir kız otobüs durağına doğru yürüyordu ve ilgisini çekti. Çünkü bu güzel kızı geçen hafta başka bir saatte aynı otobüste aynı koltukta otururken yine görmüş ve gözünü alamamıştı. Ve hatta oda dönüp bakmıştı. Ufak bir şaşkınlık yaşadı. Hemen kendine geldiğinde farketti ki kız ona bakıyor ve onda da biraz şaşırmış bir hal var. Yüzünde bir gülümseme oldu. Bu yeterliydi. Hemen kalktı ve otobüsten koşarak indi ve kızın yanına gitti. Ne söyleyeceğini, ne yapacağını bilmiyordu ama bilmeside gerekmiyordu. Kızın yanına gelince kız iyice şaşırdı oda heyecanlandı. Önce ismini söyledi, kızla tanışmak ve konuşmak istediğini söyledi. Şansa inanmadığını ama böyle güzel bir kızla aynı şartlarda iki kere karşılaşması durumunda bunu kaçımaması gerektiğinden bahsetti çünkü bir üçüncü şansı olmayacaktı. Kız gülerek erkek arkadaşı olduğunu söyleyince bir anda yıkıldı, ne yapmalıydı. Biraz durdu, aslında öylece kala kaldı. Kendine gelince kızdan onun gibi güzel bir kızın erkek arkadaşı olmayacağını düşündüğü için özür diledi. Kızın çok hoşuna gitti ve gülmesi genci rahatlattı. Bunun üzerine kendisini affettirmek istediğini söyledi ve onu birşeyler içmeye davet etti. Kız biraz ters bir tavırla kendisini affettirmek için para harcamasına gerek olmadığını söyledi. Gençte zaten parası olmadığını tek ümidinin kalkarken ben öderim demen olduğunu söyledi. Sarışın yine güldü. Gülünce o kadar güzel oluyorduki resmen gözünü alıyordu. İnsan böyle bir güzelliğe bakmaya doyamıyordu. Biraz düşündü ve gerçektende nasıl böyle bir kızın erkek arkadaşı olmadığını düşündü anlamadı. Kız biraz isteksiz davranınca sınavı olup olmadığını sordu. Biliyordu İstanbul Üniversitesi'nin sınav haftası olduğunu. Kız ağzından sınavı olmadığını kaçırdı. Artık kurtuluşu kalmamıştı o da kabul etti. Çocuk Beyazıt'ı pek bilmediğini onun bildiği güzel bir yer varsa oraya gidebileceklerini söyledi. Meydanın karşısında büyük bir hana girdiler. 3. katta bir kafe vardı içeri girdiler. İçerisi kıraathane gibi duman altıydı ama hoş görünüyordu. Bir köşeye geçip oturdular. Muhabbet muhabbeti açtı, çaylar, meyve suları, kekler geldi geçti masadan. Neredeyse herşeyden konuştular. Çocuk kıza aşık olmuştu ama yapacak birşety yoktu arkadaşlığıyla idare edecekti. Daha önce hiç bir kızla böyle muhabbet etmediğini düşündü. Gülüyorlar, eğleniyorlardı, çok mutluydular. Yaklaşık olarak 3 saat olmuştu. Kız çocuğun lafını kesti ve aslında erkek arkadaşı olmadığını söyledi. Kısa bir süre sessizlik oldu. Çocuk gerçekten şok oldu. Kızda galiba ondan hoşlanmıştı. Muhtemelen ilk başta başından savmak için erkek arkadaşı olduğunu söylemişti. Sevincinden yerinden kalktı çocuk. İnanılmaz derecede mutlu olmuştu. Ne söyleyeceğini bilemedi. Kız içinden ne gelirse söylemesini istedi. Çocuk hiç düşünmeden ona aşık olduğunu söyledi. Kız çocuğun elini tuttu ve kendisinin de şu anda aynı duyguları hissettiğini söyledi. Kalktılar, dışarı çıktılar, eleleydiler. Yarın sinemaya gitmek için anlaştılar. Çocuk sarışın kız arkadaşını otobüsüne bindirip uğurladı. Daha sonra kendi otobüsüne bindi, arka koltuğa geçti ve Beyazıt Cami'ne doğru baktı.